2. Balkan Buluşması Gerçekleştirildi

Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) ve Stratejik Düşünce Enstitüsü (SDE) iş birliğinde 11 Balkan ülkesinden bilim adamı, akademisyen, din adamı, sivil toplum kuruluşu temsilcisi ve yabancı basın mensuplarının katılımıyla 2. Balkan Buluşması Ankara'da düzenledi.

Başbakan Yardımcısı Hakan Çavuşoğlu, burada yaptığı konuşmada, program vesilesiyle iki gün boyunca Balkanlar coğrafyasının değerli akademisyenleri ve uzmanlarının bizzat kendilerinden, Balkanlara ilişkin güncel tartışmaları ve tarihi arka planı yok saymayan, içeriden yaklaşımları dinleme ve öğrenme fırsatı bulmanın onur verici olduğunu kaydetti. Hakan Çavuşoğlu, programda kimilerinin Balkanlarda çok kültürlülüğün, barışın ve istikrarın sürekliliği için önemli unsurları ve bu unsurların tam aksini savunanların temel maksatlarına işaret edileceğini söyledi.

Çavuşoğlu, 90'lı yıllardaki savaş ortamından neredeyse Kosova'nın bağımsızlığına kadar Batı ülkelerinin Balkanlarda aktif ve etkili rol oynadıklarını belirterek "Çok kültürlülüğün en bariz örneklerinden olan Balkanların, yeniden çıkarlarının peşinden koşan Avrupa ve Batı'nın ilgi alanına girmesinde neler etkili olmaktadır?" ifadelerini kullandı. Başbakan Yardımcısı Çavuşoğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vuçiç ile düzenlediği ortak basın toplantısında, Türkiye'nin çabalarının, kriz ve istikrarsızlıktan medet umanların planlarına büyük darbe indirdiği ifadelerini hatırlattı.

Çavuşoğlu, "Temel gayesi Balkanların barış ve istikrarına katkı vermek, güçlü iş birlikleri oluşturmak olan ülkemizin bu çerçevedeki çabaları manipüle edilmeye çalışılmaktadır." dedi. Özellikle 1990'lardan itibaren Batı'ya özendirme üzerine kurulu modernleşme projesinin hareket coğrafyasının Balkanlar olduğuna işaret eden Çavuşoğlu, bu projeyi güdenlerin maksatlarına ulaşamadığının altını çizdi.

Farklılıklardan Güç Alarak Yükselen Balkan Ruhu İnşa Edilecek

Çavuşoğlu, Balkanların, Batılılar tarafından gayrimeşru ilan edilen bir tarihi olduğuna dikkati çekerek "Sözlü ve yazılı tarihinizi, geleneğinizi, birlikte yaşama ve üretme kültürünüzü reddetmenizi, etrafınızda inşa ettiğiniz tarihi yok saymanızı ve farklılık sebebiyle birbirinize şiddet uygulamanızın doğal olduğu fikri gibi aslında Batı kültüründe var olan, kendi kültürel ve tarihi mirasınıza uymayan değerlerle geçmişi anlamaya çalışıyorsunuz." diye konuştu.

Bu kapsamda, TİKA'nın Balkanlardaki barış ve istikrara katkının yanı sıra toplumsal refahın artması için gerçekleştirdiği projelerin daha da önemli hale geldiğini vurgulayan Çavuşoğlu, TİKA'nın, Balkan coğrafyasında bulunan 11 program koordinasyon ofisi aracılığıyla eğitim, tarım, sağlık ve istihdama yönelik faaliyetlerde bulunduğunu anımsattı.

TİKA'nın, ortak tarih ve geçmişin olduğu, Osmanlı Devleti'nin Balkanlardaki çok kültürlülüğü ve birlikte yaşamanın nişanesi olan eserlerinin restorasyonunda da büyük rol oynadığının altını çizen Çavuşoğlu, sözlerini şöyle tamamladı:

"Allah'ın izniyle 24 Haziran'dan sonra Türkiye, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'yle daha güçlü, daha etkin mekanizmalarıyla, din, dil ve ırk farkı gözetmeksizin gönül coğrafyamızın ihtiyaçları ve sorunlarıyla çok daha yakından ilgilenecektir. Sayın Cumhurbaşkanımızın ifade ettikleri gibi, farklılıklardan güç alarak yükselen bir Balkan ruhunu hep birlikte inşa edeceğiz.

"Balkanlarda farklılıklar zenginlik örneği"

Programın açılışında konuşan TİKA Başkanı Serdar Çam da Balkanların, birçok acı ve sıkıntının yaşandığı bir yer olmasına rağmen çok özgün bir bölge olduğuna işaret ederek "Balkanlarda farklılıklar zenginlik örneği olarak ifade edilmektedir. Balkan halkları din, dil, ırk olarak beraberce nasıl yaşandığını çok güzel bir şekilde göstermiş, tüm dünyaya bir örneklik oluşturmuştur. Terör faaliyetlerinin, şiddet olaylarının yaşandığı günümüzde tüm devletlerin buradan ders çıkarmaları gerekmektedir." dedi. Balkan tarihinde yönetim kabiliyeti yüksek birçok kişinin yetiştiğini vurgulayan Çam, "Osmanlı'nın neresine giderseniz gidin bir Balkan kökenli yönetici ile karşılaşırsınız. Mağrip ülkeleri, Afrika, Mısır ve tüm diğer bölgelerde Balkan kökenli paşaların oraları imar ettiğini biliyoruz." ifadesini kullandı.

Balkanlarda cami, medrese, köprü gibi kültürel varlıkların yanında kıyafet, yemek kültürü, inanç ve dillerinin de korunmasının herkesin ortak sorunu olduğunu dile getiren Çam, Balkanların geleceğinin bu zenginlikler üzerine kurulu olacağını söyledi. SDE Başkanı Muhammet Savaş Kafkasyalı da Balkanların, yüzyıllar boyunca bir arada yaşama, çok kültürlülük, karşılıklı saygı ve barış coğrafyası olduğunu dile getirdi. Kafkasyalı, "Modern uluslararası sistem, kendi işleyişine uygun olarak çatışma ve parçalamayı Balkanizasyon olarak adlandırılmış." dedi.

İki gün süren program kapsamında, "Tarih, Kimlik ve Kültür" konulu panel ve stratejik çalıştay yapıldı. Program kapsamında düzenlenen "Balkan Tarihinde Temel Kırılmalar" başlıklı ilk oturumda Balkanların tarihindeki önemli dönüm noktaları ve bu dönüm noktalarının getirdiği değişiklikler tartışıldı.

"Balkanlarda Çok Kültürlülüğün Sürekliliği" başlıklı ikinci oturumda, bölgenin geçmişten bugüne sahip olduğu çok kültürlü yapının korunmasını sağlayan unsurlar ortaya kondu. "Balkanlarda Doğal ve Kurgusal Kimlikler" başlıklı üçüncü oturumda ise bölgedeki toplumların sahip olduğu doğal kimliklerin, bir arada var olmaya engel görülmeden yaşayabildiği dönemler ile bu doğal kimlikleri zedelemek maksadıyla üretilmiş kurgusal kimliklerin ön plana çıktığı dönemler ele alındı. Program kapsamında panelin ardından 500 kişilik TİKA iftar programı düzenlendi. 

Programın ikinci gününde de Balkan ülkelerinden gelen katılımcılar ve Türkiye'den katılan uzman akademisyenler çalıştay düzenleyecek ve Balkanların geleceği hakkında görüşlerini paylaşacak.

“Türkiye'nin Balkanlar'daki derdi nüfuz değil barış”

2. Balkan Buluşmasının ikinci gününde "Balkanların Geleceği İçin Stratejik Düşünme Çalıştayı" başlıklı etkinlik düzenlendi. Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreter Yardımcısı ve Sözcüsü İbrahim Kalın, burada yaptığı konuşmada, Balkanlar konusunda Türkiye'nin "Balkanlar'da siyasi istikrarın sağlanması, ekonomik kalkınmanın gerçekleştirilmesi, bir kültürel canlanış hareketinin başlatılması" olmak üzere 3 temel önceliği olduğunu ifade etti.

Balkanlar'ın hak ettiği ekonomik kalkınma seviyesini henüz yakalayamadığına dikkati çeken Kalın, bu noktada Türkiye olarak söz konusu kalkınmayı geliştirmek için bölgede bir dizi projeyi harekete geçirdiklerini dile getirdi. Türk yatırımcıları bölgeye yatırım yapmaya teşvik ettiklerini ve dolayısıyla yüzlerce Türk firmasının hemen her alanda Balkanlar'da faaliyet gösterdiğini hatırlatan Kalın, bunu yeterli görmediklerini de vurguladı.

"Çözüm, düzenin değişmesinde"

TİKA'nın gurur vesilesi olan restorasyon, yardım, tarım, destek, kredi ve eğitim çalışmalarının Türkiye'nin Balkanlar'a uzattığı yardım elinin önemli örneklerini oluşturduğunu anlatan Kalın, Tiran'da inşa edilen Namazgah Camisi'nin de Balkanlar'ın gurur vesilesi eserlerinden biri olacağı yönündeki temennisini dile getirdi.

Bazılarının Türkiye'nin Balkanlar'daki etkisini artırmasından rahatsızlık duyduğunu ifade eden Kalın, şöyle devam etti: "Türkiye'nin Balkanlar'daki derdi nüfuz elde etmek değil, barış, huzur ve güvenliği sağlamaktır. Biz bunu da defalarca ispatladık. Bizim Balkanlarla ilgili başka bir gündemimiz olsaydı Türkiye çok daha farklı angajmanlara girerdi. Girdiği ilişkilerinde son derece şeffaf, bütün tarafları eşit muhatap kabul eden bir yaklaşıma sahiptir. Biz Türkiye olarak dünya sisteminden de adalet ve eşitlik talep ediyoruz. Cumhurbaşkanımız 'dünya 5'ten büyüktür' dediği zaman da bu dünya düzeninin adalet ve eşitlik üretmediğini, bu yüzden acil sorunlara çözüm bulamadığını söylüyor. Çözüm nerede? Bu düzenin değişmesinde. Ama bunun için kurumlardan önce zihinlerin değişmesi gerekiyor. Bunun için de bizim bu konuları oturup dünyanın egemen güçleriyle açık ve net bir şekilde konuşmamız gerekiyor."

Türk ve Balkan sanatçıların bir araya gelerek ve daha fazla iş birliği yaparak hem geleneksel hem de modern sanat alanında çok güzel işler ortaya çıkarabileceğini vurgulayan Kalın, bu konuda artık maddi olarak bunların arkasında durabilecek güçte bir Türkiye olduğunu dile getirdi.

"Güçlü bir Türkiye, Balkanlar için iyidir"

Balkanlar coğrafyasında Türkiye’nin bir medeniyet iddiası olduğunu kaydeden Kalın, küreselleşmenin ve nihilizmin yaygınlaştığı bir dönemde Türkiye’nin birçok alanda söyleyecek çok sözü olduğunu belirtti. Siyasi, entellektüel, sanat, eğitim, kültür, medeniyet alanlarında çok daha iyi işler ortaya çıkacağına ve tüm sıkıntılara rağmen geleceğin daha aydınlık olacağına inandığını kaydeden Kalın, “ Şunu unutmayalım güçlü bir Türkiye, Balkanlar için iyidir. Güçlü, müreffeh, istikrarlı bir Balkanlar, Türkiye için iyidir dünya için iyidir.” dedi.